Gerçeğin Peşinde
İddialar ve Gerçekler
Gerçeğin Peşinde

İDDİALAR HERKESCE BİLİNEN TARİHİ GERÇEKLERE O KADAR TERS Kİ..

Hoca Demiş ki... Neresini Düzeltelim!

Adam imama sormuş: Hz. İsa'nın elinde değnekle yol açtığı çay neresiydi hocam?
Hoca cevap vermiş: Bre adam neresini düzelteyim; o İsa değil, Musa'ydı. Değnek değil asa idi. Çay değil Kızıl Denizdi...


Ilgaz Zorlu’nun mesnedsiz iddiaları 1:Sabetaycıların din değiştirmeleri sonrasında İstanbul'da yaptıkları ilk eylem zamanın Halveti Dergahı Pirleri'nden olan ve bugün Üsküdar'da yatan Aziz Mahmud Hüdai'nin tekkesinin yapılışında maddi destek sağlamalarıdır.” ( Ilgaz Zorlu, Evet, Ben Selanikliyim, Sh.41, 7.Baskı, Belge Yayınları, İst. 1999)

 

Neresini düzeltelim Ilgaz!...

Yukarıdaki hoca misali: Bre Ilgaz neresini düzeltelim. Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi yapılırken Sabetay Sevi daha doğmamıştı.... Doğmamış Sabetay Sevi ve daha 70 sene sonra ortaya çıkacak cemaati nasıl oluyor da "tekkenin yapılışına maddi destek sağlıyor?"

1- Aziz Mahmud Hüdayi KülliyesiSabetay Sevi (Doğumu 1626) doğmadan 32, dönmeliğin ortaya çıkmasından (1666) 72 yıl önce (1589-1594) inşa edilmiştir.
 

Ne daha doğmamış olan Sabetay Sevi’nin, ne de olmayan cemaatinin tekkenin yapımına tek tuğlalık katkıda bulunmasının zerre kadar imkanı ve ihtimali yoktur.
 

"Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri, vakfının bulunduğu bu araziyi M. 1589 yılında Mustafa ve Ahmed Efendi adındaki kardeşlere ait ev yeri iken bunlardan satın almıştır. İnşaata hemen başlanarak M.1594 yılında tamamlanmıştır. Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri, külliye inşaatına yakın olmak maksadıyla Üsküdar’da Rumi Mehmed Paşa Camii civarında ikamet etmiş ve külliye inşaatıyla bizzat kendisi meşgul olmuştur." (Osmanlı Döneminde Hüdayi Vakfı ve Faaliyetleri, Meral Şahin, Aziz Mahmud Hüdayi Uluslar arası Sempozyum Bildirileri, 20-22 Mayıs 2005, cilt 2, İstanbul)


Doğancılar Ahmed Çelebi Mahallesinde bir tepe üzerinde bulunan külliyenin arsası Aziz Mahmud Hüdayi tarafından (H-998) M 1589 yılında satın alınarak aynı yıl inşasına başlanılmış tevhidhane, derviş hücreleri, meşrutahane ile cümle kapısının yanındaki iki çeşmeden oluşan ilk külliye (H-1004) M 1595 yılında tamamlanmış, tekkenin tevhidhanesine kendisi tarafından (H-1006) M 1598 – 99 yıllarında minber ilave edilerek tevhidhane camiye dönüştürülmüştür. Aziz Mahmud Hüdayi hayatının sonlarına doğru kendi türbesini de ilave ettirmiş ve külliyenin ilk oluşumu tamamlanmıştır.(Server Dayıoğlu, Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi, Aziz Mahmud Hüdayi Uluslararası Sempozyum Bildirileri 20-22 Mayıs 2005, Cilt 2, Sh. 381, Üsküdar Belediyesi Yayınları, İst.2005)

 

Tarihçi Naima: Hüdayi Hankâhı'nı Ayşe Sultan yaptırdı

Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin Kanuni Sultan Süleyman'ın torunu, Mihrimah Sultan'ın Rüstem Paşa'dan olan kızı Ayşe Sultan ile evliliği mütevatirdir. Ayşe Sultan; babası Rüstem Paşa, annesi Mihrimah Sultan ve vefat eden eski kocası Ahmed Paşa'dan kalan miraslar yoluyla büyük bir servete sahip olmuştu. Tarihçi Naima, Hüdayi Hankâhı'nı Ayşe Sultan'ın yaptırdığını kaydetmektedir. (Naima Mustafa Efendi, Ravdatü'l-Huseyn Fi Hulasati'l Ahbâri'l-hafikayn, İstanbul H.1280, c.2, sh. 112 ve devamı) Ayşe Sultan vefat ettiğinde (M.1595) Sicill-i Osmâni'nin kaydına göre Hüdayi türbesine defnedilmiştir.(Aziz Mahmud Hüdayi, Hayatı-Eserleri-Tarikatı, H.Kamil Yılmaz, sh.70, Erkam Yayınları, İstanbul 1990)



2-Dergahta türbe dışında kalan binalar 1850 yılındaki yangında tamamen yanıp kül olmuştur. Dergahı yeni baştan devrin padişahı Sultan Abdülmecid Han 1855-56 yıllarında yeniden inşa ettirmiştir. Dönmelerin inşaata tek kuruşluk katkısının olması söz konusu değildir.

Dergahın H.1272/M.1855-56’da Sultan Abdülmecid tarafından inşa ettirildiği külliyenin cümle kapısında bulunan ortası Sultan Abdülmecid tuğralı, metni Süleyman Salih Efendi’ye ait kitabeyle, cami cümle kapısındaki yine tuğralı ve metni Ahmed Sadık Ziver Paşa’ya ait talik kitabelerde kayıtlıdır. (TANMAN, M. Baha, “Aziz Mahmud Hüdâyi Külliyesi”, İslam Ansiklopedisi, C.4, s. 340-343, İstanbul 1991)
 

"Dönemin Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid, 1855 yılında Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi de dahil olmak üzere bütün külliyeyi yeniden inşa ettirmiştir." (Osmanlı Döneminde Hüdayi Vakfı ve Faaliyetleri, Meral Şahin, Aziz Mahmud Hüdayi Uluslar arası Sempozyum Bildirileri, 20-22 Mayıs 2005, cilt 2, İstanbul)


Sultan Abdülmecid Han’ın Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi’ni inşa ettirmesinin hikayesi meşhurdur. “Külliyenin yeniden inşasına Sultan Abdülmecid’in halası Esma Sultan vesile olmuş, müridi olduğu Üsküdar Çarşamba Rufai Tekkesi Şeyhi Nuri Baba’ya padişahla birlikte yaptıkları bir ziyaret esnasında Abdülmecid bu dergahı tamir ettirmek istemiş, ama Nuri Baba’nın –Sultanım burası bizi eskitir, biz artık dergah-ı alem-i ahrette yapacağız. Eğer böyle bir arzun var ise Aziz Mahmud Hüdayi dergahı dervişleri dört yıldır mukabeleyi türbede yapmaktalar. Orayı yaptırır isen memnun olurum- demesi üzerine (H-1272) M 1855-56 yıllarında Sultan Abdülmecid Han tarafından türbe de dahil olmak üzere külliye ilk yerleşim planı esas alınarak, ancak dönemin mimari özelliği olan Ampir üslupta yeniden inşa ettirilmiştir.(Server Dayıoğlu, Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi, Aziz Mahmud Hüdayi Uluslararası Sempozyum Bildirileri 20-22 Mayıs 2005, Cilt 2, Sh. 382, Üsküdar Belediyesi Yayınları, İst.2005)


Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesinin cümle kapısında bulunan Sultan Abdülmecid Han'ın Tuğrası


Câminin giriş kapısı üzerindeki, Sultân Abdülmecîd Han tuğralı, şâir Zîver Efendi'nin ta'lik yazı ile yazılmış kitâbesinde :

Şâh-ı gazî velâyet-menkabet Abdülmecîd Han'a
Zâhir olmuş fütûh-ı milket içre nusret-i aktâb

Resânetle Azîz Mahmûd Efendi Dergâhın inşâ
Edince kıldı celb-i feyz-i rûhaniyyet-i aktâb

Du'a-yi şevket ile Zîver iki cevherin târih
Sezâdır olsa bâb-ı hankâhda ziynet-i aktâb

Şâh-ı din kim Hüdâyî hankâhın eyledi bünyâd
Mu'in olsun umûrunda Hudâ'ya himmet-i aktâb" (1272)

ibaresi okunmaktadır.

 

Ilgaz Zorlu’nun mesnedsiz iddiaları 2:
Bunun ana nedeni uzun bir süre sabetaycıların bu dergaha devam etmeleriydi,1924 mübadelesine kadar da Sabetaycılar Aziz Mahmud'un dergahında bulundular.( Ilgaz Zorlu, Evet, Ben Selanikliyim, Sh.41, 7.Baskı, Belge Yayınları, İst. 1999)

1-İddiacının sözleri iddiasının tek delili: Sabetaycıların Aziz Mahmud Hüdayi dergahının yapımına destek verdikleri iddiası ne kadar mesnedsiz ve gerçeklerden uzaksa bu dergaha 1924 mübadelesine kadar devam ettikleri iddiası da bir o kadar mesnedsiz ve gerçeklerden uzaktır. I.Zorlu buradaki iddiasına ilişkin hiçbir delil getirmemekte, hiçbir dayanak göstermemektedir.

2-İddialar herkesçe bilinen apaçık tarihi gerçeklere ters: Dergaha devam etmeyen dönmelerin 1924 mübadelesiyle bir yere gitmeleri de mümkün değildir. Çünkü dönmeler mübadeleyle Türkiye’den ayrılmamışlar, aksine mübadeleden sonra Yunanistan’dan Türkiye’ye gelmişlerdir.

3-Zorlu’nun yalanına S.Yalçın takla üstüne takla attırıyor: Soner Yalçın’ın Ilgaz Zorlu’nun verdiği mesnedsiz ve yanlış bilgileri ayrıca saptırması sözkonusudur.

Ilgaz Zorlu, “1924 mübadelesine kadar da Sabetaycılar Aziz Mahmud'un dergahında bulundular.” ( Ilgaz Zorlu, Evet, Ben Selanikliyim, Sh.41, 7.Baskı, Belge Yayınları, İst. 1999) derken Soner Yalçın bu mesnedsiz iddiayı “Sabetayist Ilgaz Zorlu’nun söylediğine göre, Sabetayistler 1924’ten sonra dergahı kontrolleri altına almışlardı.” (Efendi-2, Sh.435) diyerek fütursuzca tam tersine çevirmiştir.

Burada tam anlamıyla “Men çe guyem, tamburem çe zened”… “Ben ne söylerim, tamburam ne çalar?" durumu sözkonusudur.

Bir ifade bu kadar pervasız bir şekilde nasıl tersine çevrilebilir ki, diye sormayın… Bal gibi çevrilir.

Aynen şöyle yapılır. Önce I. Zorlu’nun 1924’te ilişki bitti anlamına gelen sözleri “Ilgaz Zorlu’nun yazdığı ‘Sabetayistler 1924’ten sonra Aziz Mahmut Hüdayi tarikatıyla ilgilenmeye başladılar’ bilgisi” (Efendi-2, Sh.372) şeklinde 90 derece döndürülür.

Daha sonra bu kadar döndürme yeterli görülmez ve hırs alınamayıp “Bu bilgiyi ‘Sabetayistler mübadeleden sonra Aziz Mahmut Hüdayi Dergahıyla ilişkilerini geliştirdiler; daha çok Sabetayist dergaha gitmeye başladı’ diye düzeltebilir miyiz?.” (Efendi-2, Sh.372) diyerek bir 90 derece daha döndürerek dönme derecesi 180’e çıkartılır.

 

 4- Sabetayistlerin bu dergaha devam ettiğine ilişkin tek bir örneği kimse gösterememektedir. Şu şu Sabetayistler,  şu dönemde,  şu sıfatla dergahta bulundular diyerek hiç bir kimsenin müşahhas bir iddiası ortada yoktur. Eğer denildiği gibi Sabetayistler bu dergaha devam etseydi, birileri çıkıp şu Sabetayistler, şu dönemde, şu sıfatla dergahta bulundular diyerek somut birşey söylerdi. Bu güne kadar hiç bir kimse böyle bir müşahhas iddiada bulunmadığı gibi, bundan sonra da bulunması mümkün değildir. Çünkü böyle bir durum asla sözkonusu değildir.

 

SONUÇ: 

1 - Aziz Mahmud Hüdayi Dergahı Külliyesinin yapımına dönmelerin katkıda bulunduğu iddiası kof bir yalandan ibarettir.

2- Aziz Mahmud Hüdayi Dergahı'na dönmelerin devam ettiği iddiası tek bir kişiyle dahi örneklendirilemeyen ve delillendirilemeyen boş bir iddiadan ibarettir.


  -3-

 

 <Anasayfa :::

< Önceki Sayfa:::

::: Sonraki Sayfa >>