Ilgaz Zorlu'nun Zoraki Aziz Mahmud Hüdai (K.S) ile ilgili iddialarında zerre miktarı gerçek payı var mıdır?
“Ziya Paşa’nın “Kadı ola davacı ve muhzır dahi şahit / Ol mahkemenin
hükmüne derler mi adalet." beytini pek çoğumuz biliriz. Bu beyti, hem
davacı hem yargıç rolünü birlikte üstlenmeye kalkışanların yaptıkları işteki
vicdansızlığa ve insafsızlığa isyan için kullanırız.
Günümüzdeki dönmelik tartışmalarında Ilgaz Zorlu’nun hiçbir mesnede dayanmayan
bir iddiası/yargısı karşısında bu beyti “Ilgaz ola davacı ve dahi bilirkişi
ve hem de hakim/ Kim kurtulabilir elinden dönmelik ithamında ol dönmenin”
şeklinde uyarlayabiliriz.
Bizi bu isyana sevkeden Ilgaz Zorlu’nun “Sabetaycılar, Aziz Mahmud Hüdai
Hazretlerinin Dergahı’nın yapımına maddi destek sağladılar ve 1924 mübadelesine
kadar da bu dergah da bulundular.” şeklindeki haksız iddia ve yargısıdır.
Ilgaz Zorlu’nun “Evet, Ben Selanikliyim” adlı kitabının “Sabetaycılık ve
Osmanlı Mistisizmi” başlıklı makalesinde yer alan “Sabetaycıların din
değiştirmeleri sonrasında İstanbul'da yaptıkları ilk eylem zamanın Halveti
Dergahı Pirleri'nden olan ve bugün Üsküdar'da yatan Aziz Mahmud Hüdai'nin
tekkesinin yapılışında maddi destek sağlamalarıdır. Bunun ana nedeni uzun bir
süre sabetaycıların bu dergaha devam etmeleriydi, 1924 mübadelesine kadar da Sabetaycılar Aziz Mahmud'un dergahında bulundular.” ( Ilgaz Zorlu, Evet, Ben
Selanikliyim, Sh.41, 7.Baskı, Belge Yayınları, İst. 1999) şeklindeki ifadeler
ilk yayımlanmasından itibaren tam bir “şehir efsanesi”ne dönüştü ve her tarafa
yayıldı.
Ne bir atıf, ne bir delil, ne bir kaynak, ne de bir dayanak …. Ancak iddialar
üst perdeden…
Ne itiraz eden var… Ne bir tenkit eden… Ne de “bu iddiaların delili” nerede diye
soran.
Mübarek Hüdai Hazretleri mezarından kalkıp hesap soracak değil ya…
Tekkelerin kapatılmasından sonra dağılmış olan, ne varlıkları ne de yoklukları
bilinmeyen Celveti fukarası “Arkadaş sen ne diyorsun?” diyerek yakaya yapışacak
değil ya…
Buldu ya sahipsiz dergahı ve sahipsiz türbeyi delilsiz ve mesnedsiz salla
gitsin…
Tasavvuf aleyhtarlarıyla “dönmelerin” peşindeki kelle avcıları da bu mesnedsiz
iddiaya “mal bulmuş mağribi gibi sarılsın…
Art niyetliler bir yana, pek çok araştırmacının bu iddiaları hiçbir tenkit ve
tahlile tabi tutmadan gerçek olarak kabul etmeleri doğrusu incelemeye değer.
Nasıl olsa Ilgaz Zorlu “içeriden” biri. O, içeriden biri, yani bir dönme olarak
gizli kalmış bir sırrı açıklıyor… Dönmelerin ta nerelere kadar sızmış
olduklarını haber veriyor. Öyleyse söylediği doğrudur. (İşte burada “Ey
inananlar! Eğer fasıkın biri, size bir haber getirirse, o zaman, delili
araştırın; çünkü bilmeden bir halka zarar getirirsiniz ve sonunda yaptığınıza
pişman olursunuz.” şeklindeki ilahi emrin (Hucurat/6) hikmeti bir defa daha
ortaya çıkıyor.
Üstelik dönmelerin gömüldüğü Bülbülderesi mezarlığı da dergaha yakın ya… Üstelik
bu mezarlıkta Hüdai Hazretlerinin asadarı “Asadar Baba” yatıyor ya…
Bu iş tamam… Bilgiler yerine oturdu, havası doğuyor.
Böylece “Tasavvufa ve İslama dönme sızması isnadı” mesnedsiz bir iddia üzerinden
“delillendiriliyor.”
Artık böyle bir illüzyona sarılan sarılana…
Pek çok kişi islamın en içlerine kadar uzanan bir sızmanın deşifresinden (!)
memnun bile…
Pek çok kişiye dedikodu malzemesi çıkıyor.
Dergahlara karşı olanlara da, İslama ait olan her şeye karşı çıkanlara da gün
doğuyor.…
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
- 2 -
| <Anasayfa ::: | ::: Sonraki Sayfa >> |


